Türkiye’nin köklü kültür miraslarından biri olan geleneksel mesleklerin günümüzde büyük bir tehdit altında olduğu bir gerçek. Sanayileşme, dijitalleşme ve modern hayatın getirileri, bu mesleklerin yok olmasına neden oluyor. Ancak, Anadolu’nun bir köyünde, 60 yıldır dede yadigarı mesleğini sürdüren bir usta, bu geleneği yaşatmak için var gücüyle çaba sarf ediyor. Bu haberimizde, geleneksel mesleğin son ustası ile yaşadığı zorlukları ve başarı hikayesini sizlere aktarıyoruz.
Sabri Çınar, 1958 yılında, küçük bir köyde, geleneksel ahşap işçiliğiyle tanınan bir ailede dünyaya geldi. Babası, köyde herkesin saygı duyduğu bir zanaatkar olup, Sabri'ye bu sanatı çocuk yaşta öğretmeye başladı. Usta Çınar, 7 yaşında babasının atölyesine adım attı ve o günden beri ahşapla haşır neşir oldu. 'Bu iş, bir sanat dalı kadar kıymetli,' diyen Çınar, sadece işini değil, bu sanatın inceliklerini de öğrenerek büyüdü.
60 yılı aşkın bir süredir mesleği sürdüren Çınar, geleneksel teknikleri uygularken, modern dünya ile nasıl başa çıktığını gözler önüne seriyor. Bugün, Sabri Usta'nın yaptığı her bir parça, sadece bir eşya değil, aynı zamanda tarihi bir belge niteliği taşıyor. Ustanın elinde, dede yadigarı kalemler, taraklar ve çeşitli süs eşyaları hayata geçiyor. Her biri, ustanın bilgi birikiminin ve yaşadığı dönemin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Geleneksel mesleklerin, özellikle gençler tarafından unutulmaya yüz tuttuğunu vurgulayan Sabri Usta, bu durumu büyük bir üzüntüyle karşılıyor. 'Kendi çocuklarım bile bu mesleği yapmayı istemiyor. Onların geleceği çok daha farklı. Ancak ben yine de bu geleneği yaşatmaya kararlıyım,' diyor. Usta, genç nesillere bu sanatın önemini anlatmak için atölyesinde küçük atölye çalışmaları düzenliyor. Özellikle yerel okullarla işbirliği yaparak öğrencilere yönlendirme yapıyor.
Son yıllarda, yerel halkın ve sanata ilgi duyanların atölyeye olan ilgisinin arttığını belirten Sabri Usta, bunun kendisini daha da motive ettiğini ifade ediyor. 'Bir gün bu meslek yok olursa, ben içimde büyük bir boşluk hissedeceğim. O yüzden her gün yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum,' diyor. Usta, ayrıca sosyal medyada, zanaatini tanıtmak için video ve fotoğraflar paylaşarak, daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.
Sabri Usta'nın hikayesi, sadece bir zanaatkarın yaşamı değil, aynı zamanda kültürel mirasın nasıl yaşatılabileceğine dair örnek bir anlatım. Dede yadigarı mesleği 60 yıl boyunca sürdüren Çınar, sadece yaptığı ürünlerle değil, aynı zamanda genç nesillere kattığı değerlerle de öne çıkıyor. Onun bu çabası, sadece bir meslek dalını değil, aynı zamanda bir kültürü de yaşatma çabası olarak değerlendiriliyor.
Sabri Usta'nın kendisiyle gurur duyduğu oğulları, farklı meslekleri seçseler de, babalarının sanatını her zaman takdir etmişler. 'Babamın yaptığı işleri görmek, beni her zaman büyülemiştir. Onunla birlikte çalışmak benim için bir ayrıcalık,' diyor en büyük oğlu. Sabri Usta, zaman zaman çocuklarıyla birlikte atölyede çalışarak onlara bu geleneği aşılamaya devam ediyor.
Sonuç olarak, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde dede yadigarı mesleklerin kaybolması tehlikesi her geçen gün artarken, Sabri Çınar gibi az sayıda insan, bu kültürel mirası yaşatmaya çalışmaktadır. Geleneksel ustalar, sadece yaptıkları işle değil, aynı zamanda toplumlarına sağladıkları katkılarla da takdir edilmeyi hak ediyorlar. Sabri Usta’nın hikayesi, bizlere geleneksel mesleklerin ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Bu hikaye, sadece bir kişinin çabası değil, aynı zamanda tüm kültürel bir mirası koruma ve yaşatma çabası olarak da değerlendirilmeli.
Umarız ki, daha fazla genç insan, Sabri Usta’nın izinden giderek geleneksel meslekleri devralır ve bu sanatları yaşatmaya devam eder. Hep birlikte, geçmişten gelen bu değerli mirası geleceğe taşımak için çaba sarf edebiliriz.